23 Temmuz 2011 Cumartesi

Demokratik Haklarını Kullanan Kıbrıs Emekçilerinin Yanındayız

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın KKTC’ye yönelik ziyareti esnasında kendisini protesto etmek isteyen sendikalara ve demokratik kitle örgütlerine yönelik gerçekleşen baskınlara ve saldırılara karşı Kıbrıslı emekçilerin yanında olduğumuzu ilan ediyoruz.

Kıbrıs sorununun dünya siyasetindeki belli başlı sorunlardan biri olduğu ve Kıbrıs halkının çözülemeyen bu sorun nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşadığı herkesin malumudur. KKTC’nin Türkiye dışında hiçbir ülke tarafından tanınmamış olması ve adaya konumlanan binlerce asker ve fiili olağanüstü hal hali, buna ek olarak Kuzey’in ekonomik ve siyasal açıdan Türkiye’ye bağımlılığı ve gündelik yaşamı tehdit eden kontrolsüz nüfus akışı ve mafya vb suç örgütlerinin yaygınlığı doğal olarak Kıbrıs halkının tepkini çekmektedir. Bu haklı sebeplerle hareket eden Kıbrıs emekçilerinin taleplerini demokratik yöntemlerle ortaya koymaları ve mevcut duruma sebep olarak gördüklerini protesto etmeleri de en temel haktır. Kıbrıs sorununun bir parçası olan ve sendikaların genel grevinin ardından Kıbrıs halkına hakaret eden Türkiye başbakanını protesto etmeleri de demokratik normlara uygun, evrensel bir haktır. Doğal olmayan ise bunun baskı ve zor ile engellenmeye çalışılmasıdır.

Başbakan Erdoğan’ın ziyareti esnasında KTAMS’n polis tarafından basılması, KTOEÖS ve KTÖS’teki pankartların zorla indirilmesi ve protesto hakkını kullananların polis şiddetine maruz kalması kabul edilebilir bir durum değildir. Kıbrıs emekçilerinin ve onların meşru örgütleri olan sendikalarının talep ve eleştirilerinin zorla engellenmesi meydanlarda atılan nutuklarda dile getirilen güzel sözlerin samimiyetini de tartışmaya açacaktır.

Bizler söz ve ifade özgürlüğünü savunuyor, baskı ve zora uğrayan Kıbrıslı sendikalara, üyelerine ve Kıbrıs halkına geçmiş olsun diliyor, onların haklı taleplerinde yanlarında olduğumuzu vurguluyoruz.

Kıbrıs sorunu Kıbrıs halkının ve emekçilerinin talep ve eleştirileri dinlenmeden çözülemez. Kıbrıs sorunun çözümü Kıbrıs halkının ellerindedir. Güzel Kıbrıs adasının barış ve huzur adası haline gelmesi ancak Kıbrıs emekçilerinin ortak mücadelesiyle hayat bulacaktır.

Deri-İş Sendikası Yönetim Kurulu
TÜRKİYE DERİ-İŞ SENDİKASI GENEL MERKEZİ
Ali Nihat Tarlan Cd. Ertaş Sk. Ardil İş Merkezi N:4 K:3 Bostancı/ İSTANBUL
Tel: o 216 572 90 50-51           Fax: 0 216 572 90 53           e-mail: info@deriissendikasi.com

26 Şubat 2011 Cumartesi

Ankara’da Okuyan Kıbrıslı Öğrenciler İnsiyatifi’nden Çağrı!

kinci Kıbrıs Toplumsal Varoluş Mitingi’ne Destek Çağrısı

28 Ocak tarihinde Kıbrıs’ta, ‘’Toplumsal Varoluş Mitingi’’ adı altında tarihi bir miting düzenlendi. KKTC tarihinin en kalabalık mitingine sahne olan o günden sonra, KKTC ile Türkiye Cumhuriyeti devletleri arasındaki çarpık ilişkilere dayalı sorun Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşüp, nedense yeni ortaya çıkmış gibi bir anda kaotik bir hal aldı. Halbuki Kıbrıs’ta yaşananlar, yıllardan beri süregelen bir gerçeğin artık bardaktan taşması ve bıçağın kemiğe dayanmasıydı; Kıbrıs’ta yaşananlar, bugün Afrika ve Arap halklarını ve yavaş yavaş da Balkanları sarmakta olan ‘’Artık başkaldırma vakti!’’ haykırışının bir yansımasıydı. İşte bu haykırışın yaşandığı mitinge karşılık, AKP hükümetinden zehir zemberek açıklamalar geldi. Başbakanından bakanlarına, tüm AKP hükümeti, Türkiye’nin Kıbrıs’taki sömürgeci tavrını ortaya koyarcasına aşağılayıcı, hor gören ifadeler kullandılar, iradelerini demokratik bir biçimde ortaya koymak için meydanlara inen Kıbrıslı Türkler için. Peki Kıbrıs’ta neler oluyor ?

80’li yıllardan itibaren KKTC’nin Türkiye’ye bağımlı hale getirilmesi politikaları, bilinçli ve sistematik bir şekilde uygulanıyor Kıbrıs’ta. Politikalar Türkiye hükümetleri tarafından oluşturuluyor ve KKTC’deki işbirlikçileri tarafından hayata geçiriliyor. Önce Özal ‘’Siz turizm yapın, biz sizi domatese boğarız, niye ekeceksiniz?” demişti ve tarımsal üretimi yok etmişti. KKTC tanınmayan bir ülke olduğundan ve turist de direkt gelecek bir uçak bulamadığından, turizm de bitti. Sonra Özal “Dert etmeyin, herkesi memur yapın, uygun konjonktürü bekleyin, biz size bakarız” demişti ve üretimden koparılarak devlet dairelerinde memuriyete mahkum edilen Kıbrıslı Türkler, Türkiye’nin eline bakar olmuş, Türkiye’ye göbekten bağımlı hale gelmişti. ‘’Üretmeyi beceremeyenler’’ diye bilinen Kıbrıslı Türkler, 90’lı yıllara kadar hem üretiyorlar, hem de ürettiklerini ihraç ediyorlardı. Hatta Türkiye’de, uygulanan kotalar nedeni ile ihracatın doğru düzgün yapılamadığı yıllarda, Kıbrıslı Türk toplumu çok çeşitli malları üreten ve ürettikleri ile var olan bir toplum idi. 90’lı yıllara doğru gelindiğinde, üreten bir toplumu kontrol altında tutmanın kolay olmadığını anlayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onların KKTC’deki işbirlikçileri, KKTC’nin üretip, gümrüksüz bir şekilde ihracat yapmasını sağlayan Gümrük Antlaşması’nı ihlal edip, meşru ‘’Famagusta Port’’ mührü yerine, insanlara ‘’sizin devletiniz KKTC’dir, KKTC mührü kullanın’’ diyerek, antlaşmaya aykırı olan ve ayrıca da dünyanın tanımadığı KKTC mührünü, Kıbrıslı Türk toplumunun başına musallat ettiler.Bu andan sonra tanınmamış bir devlet olmanın etkisiyle ihracatı gittikçe azalan KKTC,memurlaştırma politikası sonucunda da tamamen üretimden kopmuş ve en sonunda da Türkiye’ye göbekten bağımlı hale getirilmiştir. Merkez Bankası müdürünün Türkiye’den atandığı, polisinin, ülkenin İçişleri Bakanlığı’na değil de askere, yani Türkiye’ye bağlı olduğu bir devletin egemen ve bağımsız olduğunu söylemek, insanları aptal yerine koymaktır.

Bugün ise AKP, politik ve sosyoekonomik olarak Türkiye Cumhuriyeti devletinin boyunduruğu altına sokulan Kıbrıslı Türklere, yaşanan küresel kapitalist krizin faturasını kesmek için kolları sıvamış ve KKTC’deki işbirlikçi hükümetler aracılığı ile halk tarafından ‘’Göç Yasası’’ diye anılan neoliberal uygulamalar paketini uygulamaya koymuştur. Bu paket, elektrik, telefon, havayolları gibi stratejik kurumların özelleştirilmesi (ki milli havayolu çoktan özelleştirildi), maaşlarda astronomik düşüşlere gidilmesi, toplu iş sözleşmelerinin yasaklanması ve sendikal hakların kısıtlanması, eşel mobilin yürürlükten kaldırılması (ki hali hazırda kaldırıldı) gibi maddeleri içeriyor. Bu pakete başkaldıran Kıbrıslı Türklere ise AKP, yıllardır bilinçli şekilde yaratılan bağımlılaştırma politikalarını görmezden gelip ‘’Madem parayı biz yolluyoruz, KKTC’de bizim sözümüz geçecek’’ diyor ve paketin harfiyen uygulanması için, ‘’Kıbrıs Türkü’nü cezalandırmak lazım’’ diyen bir kişiyi de, KKTC’ye büyükelçi olarak atayıp Kıbrıslı Türk halkının iradesini ayaklar altına alıyor. Kıbrıslı Türkler de, hem 28 Ocak’ta verdikleri ‘’Bu memleket bizimdir, biz yöneteceğiz, neoliberal paketinizi reddediyoruz’’ mesajını güçlendirmek, hem de mitingden sonra AKP’nin izlediği sömürgeci, dayatmacı ve aşağılayıcı söylem ve uygulamara karşı ‘’Siz baskıyı arttırdıkça, biz meydanlarda daha da çoğalacağız’’ demek için, 2 Mart’ta Kıbrıs’ta ‘’İkinci Toplumsal Varoluş Mitingi’’ni düzenliyor. Türkiye ve Kıbrıs halklarını birbirine düşürmeye çalışan egemenlere inat ‘’Bütün halklar kardeştir’’ bilinci ile düzenlenecek olan bu mitinge destek amacı ile, 2 Mart tarihinde Ankara’da, 17:30’da Yüksel Caddesi’nde İnsan Hakları Anıtı önünde buluşulup, Sakarya Caddesi’ne bir yürüyüş düzenlenip basın açıklaması yapılacaktır. Yürüyüşün amacı, hem 2 Mart günü Kıbrıs’ta yapılacak İkinci Toplumsal Varoluş Mitingi’ne destek vermek, hem de iki halkın egemenler tarafından birbirne düşürülmeye çalışıldığı bu günlerde, Türkiye ve Kıbrıs halklarının kardeş olduğunu vurgulamak ve ‘’Bağımsız Kıbrıs, bütün halklar kardeştir’’ haykırışını yükseltmektir.
Tüm ilerici ve demokrat kesimleri, 2 Mart günü sesimize ses katmaya davet ederiz.

BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI !


HALKIN DEVRİMCİ MUHALİF SESLERİ SUSTURULAMAZ!


23 Şubat 2011 günü; Türkiye-Kuzey Kürdistanın`da Türk hakim sınıflarının anti- demokratik ve saldırgan tutumu sonucu , aralarında  Halkın Günlüğü Gazetesi  çalışanlarının da bulundugu bir çok  DHF (Demokratik Haklar Federasyonu)  çalışan, temsilcisi ve taraftarı  gözaltina alınmıştır.

Son dönemlerde özellikle halk içerisinde düzenlediği bir çok kampanya ile, yoğun  devrimci poltik çalışmalar yaparak , Emperyalizme ve onun yerli işbirlikcisi Türk hakim sınıflarına yönelik, devrimci toplumsal muhalefeti örgütleme cabasında olan devrimci  bir kurumdur DHF... 

Tüm bu sebeplerden ötürüdür ki bir çok devrimci kurum gibi bugün Türk hakim sınıflarının saldırı terörü ile  bir kez daha karşı karşıya kalmıştır.

Türkiye-Kuzey Kürdistan`da demokratik halk iktidarı perspektifi ile demokratik reflekslerin artırılmasının, yaygınlaştırılmasının çabasında olan bu iki devrimci kuruma yönelik Adana, Mersin, İstanbul, Hatay, Zonguldak ve Amed  illerinde  yapılan gözaltı saldırılarını  protesto etmek için, Viyana`da tepkilerimizi bir basın açıklaması ile dile getireceğiz.

Tüm devrimci, demokrat, yurtsever kurum ve kişileri sesimize ses vermeye çağrıyoruz.

GÖZALTINA ALINAN DHF ve HALKIN GÜNLÜGÜ GAZETESİ ÇALIŞANLARI DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!

BASIN AÇIKLAMASI


Tarih:26.02.2011 (Cumartesi)
Saat: 14°°- 16°°
Yer:  Stephansplatz  ( U3)
         Viyana

Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu
Avusturya Demokratik Haklar Federasyonu

22 Şubat 2011 Salı

KIBRIS’IN GELECEĞİNİ KIBRIS HALKLARI BELİRLEYECEKTİR


Kıbrıs konusu, Türkiye’nin sürdürdüğü AB atağının başlıca müzakerelerinden biridir. Adada, halkların talepleri doğrultusunda değil, İngiliz, Türk ve Yunan egemen sınıflarının ihtiyaçlarına ve bu güçlerin stratejik ve askeri çıkarlarına göre düzenlenmiş Annan Planı gibi arayışlar da çözüm getirmemiştir. Kıbrıs Halkının kendi geleceğini belirleme hakkını görmezden gelen hiçbir çözüm, çözüm değildir. Adada, Türk ve Rumlar için iyi bir gelecek, ancak beraberlik içinde onları bir birine düşüren güçlerden özgürleşmeleriyle mümkündür.
Emekçi Hareket Partisi;
Kıbrıs’ta kalıcı barış için, Britanya, Yunanistan ve Türkiye’nin çekilmesinin sağlanması mücadelesini destekler, Türkiye'li sosyalistleri böyle haklı bir mücadelenin sonuna kadar yanında olmaya çağırır.

21 Şubat 2011 Pazartesi

2 Mart Kıbrıs ile dayanışma için hazırladığımız eylem yerleri!


Enternasyonalist Dayanışma” olarak daha önce 28 Ocak’ta Kıbrıs’taki mitinge paralel olarak Berlin Elçiliğine gitmiştik ve haftasında da Münih’te yapılan NATO Güvenlik Konferansı’nda gerek panel düzenleyerek, Nato karşıtı konserde sahneye çıkarak, eylemde ise pankart ve bildirilerimizle meydanlardaydık: “Nato Kıbrıs’tan ve Kürdistan’dan defol!” demiştik.
Şimdi  ise Kıbrıs’ta  2 Mart’ta yapılacak Miting için Avrupa’da Berlin, Zurich, Londra, Prag ve  Viyana’da eylem hazırlıklarını yoğun bir gündemle sürdürmekteyiz.
Türkiye’de ise İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Eskişehir ve en nihayetinde Amed’de (Diyarbakır) eylemler için çalışmaktayız.
Bir süre önce de İzmir’de Demokrasi Koordinasyonu’ndaki yoldaşlarımız bir eylem ortaya koymuşlar ve İzmir Sendikalar Birliği dayanışmasını açık bir dille ortaya koymuştu.
Enternasyonalist Dayanışma.”

2 Mart günü Kıbrıslılarla dayanışmak için sokaklara!


Kıbrıslıların yaptığı enternasyonal dayanışma çağrısına Türkiye'den birçok örgütlenme, platform ve sendikalardan destek yazıları ve eylemlilikler cevap olarak geldi. Kıbrıs'a atanan sömürge valileri ile Türk Devleti Kıbrıslıları sindirmek için elinden gelen her türlü imkânı kullanmaktadır.

Sanki Kıbrıs'a her ay hibe edilen paralar varmış gibi, Kıbrıslıları bu paraları yiyen ve nankör insanlar olarak göstermeye çalışan AKP'ye şu soruyu soruyoruz! AKP böyle hibe etmeyi madem ki çok seviyordun, neden işçiye, emekliye, memura bu kadar bonkör olmadın! Onlara Torba yasasını layık gördün. Bizler seni biliyoruz, sen karşılıksız allahı’ın tek bir kuruşunu vermezsin. Kıbrıs, Türk Devleti’nin arka pazarı olmuştur. Bankalar, Kumarhaneler, gasp edilen Rum topraklarından gelen paraların hesabını ver ilk önce sen işgalci Türk Devleti!

Kıbrıs'ta kurulan Türk ve Yunan kontr-gerilla örgütlerinin, Amerika ve İngiltere’nin politikalarıyla böldüğü ve sömürgeleştirdiği Kıbrıs’ın, 37 yıldır Türk işgali altındaki Kuzey Kıbrıs sömürgesinde artık patlama noktasına dayanmış ve sürekli kriz politikaları, sömürgeci ve yerleşik burjuvazi ve asker-sivil bürokrasisi için bir yönetim biçimi olmuştur. Kıbrıslıların kaderini Kıbrıslardan başka herkes belirlemiştir. ''Kıbrıs'ta Yunanistan'ın ne işi varsa Türkiye'nin Kıbrıs'ta stratejik olarak o işi var.'' İşte Recep Tayyip Erdoğan tam da Türk Devleti’nin sömürgeci ve işgalci yapısını burada anlatıyor.

28 Ocak'ta Kuzeydeki Kıbrıslılar kendi iradelerini grevlerle sokağa taşımışlardır. İşçiler ve memurlar bir daha tarihin çarklarını çevirmeye başlamıştır. Bu grevde Türkiye'nin elini yakasından çekmesini isteyen kitlelere, TC hükümetiyle beraber Kıbrıs'taki Türk faşist güçler saldırmaya başlamıştır. Kıbrıslıların bu süreçte saldırılara karşı yanlarında olan enternasyonal dostları olmuştur. Başta Türkiye'den birçok Örgüt, Sendika ve Partiler bizleri yalnız bırakmamışlar, bu sınıf taaruzuna karşı enternasyonal tavrı almışlardır. Almanya'da ve İngiltere’de de Kıbrısların sesini sokağa taşıyanlar olmuştur.

AKP, demokrasisini öğrencilere, Kürtlere, işçilere polis saldırılarıyla kurmaya çalıştığı bu dönemde, bizler sınıf kardeşlerimizle ve ezilen Kürt halkıyla beraberiz. Aslında bizimle aynı kaderi paylaşan Kürt halkının mücadelesi ve bizimle aynı neo liberal paket saldırısına uğrayan Türkiye işçi sınıfı bizim sınıfımızdır! Bu yüzden bu mücadelelerin ayrıca birleştirilmesi çağrısında bulunuyoruz!

2 Mart günü Kıbrıs'ta genel grev var. 'Hakaretlere son!' şiarıyla bu yürütülen bu genel grev, Kıbrıs'taki emekçilerin ve işçilerin gözlerini başta Türkiye'deki sınıf kardeşleri olmak üzere Enternasyonal işçi sınıfına çevirmiştir. Bizlerin yürüttüğü bu haklı mücadelede 2 Mart günü bulunduğunuz şehirlerde bizlerle destek etkinlikleri ve eylemleri Kıbrıs emekçilerini ve işçilerini güçlendirecektir!

Yaşasın enternasyonal dayanışma! Kıbrıs Kıbrıslılarındır!
AKP elini Kıbrıs'tan ve Türkiye işçi sınıfından çek! 
Sömürgeci Türk Devleti Kıbrıs’tan Defol!
2 Mart'ta mücadele bayrağını yükseltelim!

Yasemin Hareketi http://www.afrikagazetesi.net/
Enternasyonalist Dayanışma http://enternasyonalistkibris.blogspot.com/
Devrimci Enternasyonalist Örgüt (RİO) www.revolution.de.com
Avusturya Demokratik Haklar Federasyonu