21 Şubat 2011 Pazartesi

2 Mart Kıbrıs ile dayanışma için hazırladığımız eylem yerleri!


Enternasyonalist Dayanışma” olarak daha önce 28 Ocak’ta Kıbrıs’taki mitinge paralel olarak Berlin Elçiliğine gitmiştik ve haftasında da Münih’te yapılan NATO Güvenlik Konferansı’nda gerek panel düzenleyerek, Nato karşıtı konserde sahneye çıkarak, eylemde ise pankart ve bildirilerimizle meydanlardaydık: “Nato Kıbrıs’tan ve Kürdistan’dan defol!” demiştik.
Şimdi  ise Kıbrıs’ta  2 Mart’ta yapılacak Miting için Avrupa’da Berlin, Zurich, Londra, Prag ve  Viyana’da eylem hazırlıklarını yoğun bir gündemle sürdürmekteyiz.
Türkiye’de ise İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Eskişehir ve en nihayetinde Amed’de (Diyarbakır) eylemler için çalışmaktayız.
Bir süre önce de İzmir’de Demokrasi Koordinasyonu’ndaki yoldaşlarımız bir eylem ortaya koymuşlar ve İzmir Sendikalar Birliği dayanışmasını açık bir dille ortaya koymuştu.
Enternasyonalist Dayanışma.”

2 Mart günü Kıbrıslılarla dayanışmak için sokaklara!


Kıbrıslıların yaptığı enternasyonal dayanışma çağrısına Türkiye'den birçok örgütlenme, platform ve sendikalardan destek yazıları ve eylemlilikler cevap olarak geldi. Kıbrıs'a atanan sömürge valileri ile Türk Devleti Kıbrıslıları sindirmek için elinden gelen her türlü imkânı kullanmaktadır.

Sanki Kıbrıs'a her ay hibe edilen paralar varmış gibi, Kıbrıslıları bu paraları yiyen ve nankör insanlar olarak göstermeye çalışan AKP'ye şu soruyu soruyoruz! AKP böyle hibe etmeyi madem ki çok seviyordun, neden işçiye, emekliye, memura bu kadar bonkör olmadın! Onlara Torba yasasını layık gördün. Bizler seni biliyoruz, sen karşılıksız allahı’ın tek bir kuruşunu vermezsin. Kıbrıs, Türk Devleti’nin arka pazarı olmuştur. Bankalar, Kumarhaneler, gasp edilen Rum topraklarından gelen paraların hesabını ver ilk önce sen işgalci Türk Devleti!

Kıbrıs'ta kurulan Türk ve Yunan kontr-gerilla örgütlerinin, Amerika ve İngiltere’nin politikalarıyla böldüğü ve sömürgeleştirdiği Kıbrıs’ın, 37 yıldır Türk işgali altındaki Kuzey Kıbrıs sömürgesinde artık patlama noktasına dayanmış ve sürekli kriz politikaları, sömürgeci ve yerleşik burjuvazi ve asker-sivil bürokrasisi için bir yönetim biçimi olmuştur. Kıbrıslıların kaderini Kıbrıslardan başka herkes belirlemiştir. ''Kıbrıs'ta Yunanistan'ın ne işi varsa Türkiye'nin Kıbrıs'ta stratejik olarak o işi var.'' İşte Recep Tayyip Erdoğan tam da Türk Devleti’nin sömürgeci ve işgalci yapısını burada anlatıyor.

28 Ocak'ta Kuzeydeki Kıbrıslılar kendi iradelerini grevlerle sokağa taşımışlardır. İşçiler ve memurlar bir daha tarihin çarklarını çevirmeye başlamıştır. Bu grevde Türkiye'nin elini yakasından çekmesini isteyen kitlelere, TC hükümetiyle beraber Kıbrıs'taki Türk faşist güçler saldırmaya başlamıştır. Kıbrıslıların bu süreçte saldırılara karşı yanlarında olan enternasyonal dostları olmuştur. Başta Türkiye'den birçok Örgüt, Sendika ve Partiler bizleri yalnız bırakmamışlar, bu sınıf taaruzuna karşı enternasyonal tavrı almışlardır. Almanya'da ve İngiltere’de de Kıbrısların sesini sokağa taşıyanlar olmuştur.

AKP, demokrasisini öğrencilere, Kürtlere, işçilere polis saldırılarıyla kurmaya çalıştığı bu dönemde, bizler sınıf kardeşlerimizle ve ezilen Kürt halkıyla beraberiz. Aslında bizimle aynı kaderi paylaşan Kürt halkının mücadelesi ve bizimle aynı neo liberal paket saldırısına uğrayan Türkiye işçi sınıfı bizim sınıfımızdır! Bu yüzden bu mücadelelerin ayrıca birleştirilmesi çağrısında bulunuyoruz!

2 Mart günü Kıbrıs'ta genel grev var. 'Hakaretlere son!' şiarıyla bu yürütülen bu genel grev, Kıbrıs'taki emekçilerin ve işçilerin gözlerini başta Türkiye'deki sınıf kardeşleri olmak üzere Enternasyonal işçi sınıfına çevirmiştir. Bizlerin yürüttüğü bu haklı mücadelede 2 Mart günü bulunduğunuz şehirlerde bizlerle destek etkinlikleri ve eylemleri Kıbrıs emekçilerini ve işçilerini güçlendirecektir!

Yaşasın enternasyonal dayanışma! Kıbrıs Kıbrıslılarındır!
AKP elini Kıbrıs'tan ve Türkiye işçi sınıfından çek! 
Sömürgeci Türk Devleti Kıbrıs’tan Defol!
2 Mart'ta mücadele bayrağını yükseltelim!

Yasemin Hareketi http://www.afrikagazetesi.net/
Enternasyonalist Dayanışma http://enternasyonalistkibris.blogspot.com/
Devrimci Enternasyonalist Örgüt (RİO) www.revolution.de.com
Avusturya Demokratik Haklar Federasyonu

Go out to the streets on 2 March to show solidarity with the Turkish Cypriots!


Many unions, platforms and organisations from Turkey responded to Turkish Cypriots’ call for solidarity by organising demonstrations and publishing manifestos. Turkey is trying to do its hardest in silencing the Turkish Cypriots living in the Turkish occupied part of Cyprus and is using its colonial governors for this task.
We are asking Turkey – who is trying to show Cypriots as an ungrateful people, living with the money donated by Turkey- the following. If you have always been so keen on donating someone money, why were you not this much generous to the Turkish workers, toilers and retired. Why did you see them worthy of your worse Labour Reforms? We know you and we know that you wouldn’t grant anyone a single penny unless you had some sort of ambition. Cyprus is your black market.  Why don’t you give the account of the money you gain from the casinos, the banks and the plundered Greek Cypriot lands.
Cyprus, which was divided by the Turkish and Greek counter-guerrilla on the orders of the bosses of the British and the American imperialism and which is under the partial occupation of Turkey, is now a place, ruined by  the crisis of  both the local and the foreign bourgeoisies and the civil-military bureaucrats. The Fate of Cypriots is being decided not by themselves, but by everyone else. Recep Tayyip Erdogan explained Turkey’s colonial and warmonger motives with this sentence: “We have strategic reasons for being there, just as Greece has.”
On 28th of January, the Turkish Cypriots expressed themselves through a mass demonstration. The workers and the civil servants once again unleashed the course of history. These demonstrators demanded Turkey’s hands off Cyprus and naturally they were opposed and attacked by the state of Turkey and the local fascists. However the Turkish Cypriots are not alone, they have the support of the internationalist groups elsewhere.  The internationalists everywhere, particularly in Turkey, stand beside the Cypriots against the attacks of the Turkish state. In Germany and the UK, they took to streets to show their solidarity.
In a time when AKP is trying to impose its version of “democracy” upon the students, the Kurdish people and the workers, we stand beside our class brothers and the Kurdish people. In fact we belong to the working classes of Turkey and the Kurdish people, who share the wrath of the same neo-liberal attacks. Therefore we call for the unification of our struggles.
On 2nd of March a new general strike is going to take place. The workers and the toilers of Cyprus trust their class brothers in Turkey and in the whole world. Our just struggle and the slogan for ending humiliation will be enhanced by your local support!
Long live the international solidarity of the proletariat!
Cyprus belongs to Cypriots!
Turkey take your dirty hands off the working classes of Cyprus and Turkey!
Let’s raise the banners of our struggle on 2nd of March !
Colonist Turkey out of Cyprus !

Yasemin Hareketi (Jasmin Movement) http://www.afrikagazetesi.net/
Enternasyonalist Dayanışma (Internationalist Solidarity) http://enternasyonalistkibris.blogspot.com/
Revolutionary Internationalist Organisation (RIO) www.revolution.de.com
Democratic Rights Federation of Austria.

20 Şubat 2011 Pazar

Emekçi Hareket Partisi'nden Destek !


KIBRIS’IN GELECEĞİNİ KIBRIS HALKLARI BELİRLEYECEKTİR
Kıbrıs konusu, Türkiye’nin sürdürdüğü AB atağının başlıca müzakerelerinden biridir. Adada, halkların talepleri doğrultusunda değil, İngiliz, Türk ve Yunan egemen sınıflarının ihtiyaçlarına ve bu güçlerin stratejik ve askeri çıkarlarına göre düzenlenmiş Annan Planı gibi arayışlar da çözüm getirmemiştir. Kıbrıs Halkının kendi geleceğini belirleme hakkını görmezden gelen hiçbir çözüm, çözüm değildir. Adada, Türk ve Rumlar için iyi bir gelecek, ancak beraberlik içinde onları bir birine düşüren güçlerden özgürleşmeleriyle mümkündür.
Emekçi Hareket Partisi;
Kıbrıs’ta kalıcı barış için, Britanya, Yunanistan ve Türkiye’nin çekilmesinin sağlanması mücadelesini destekler, Türkiye'li sosyalistleri böyle haklı bir mücadelenin sonuna kadar yanında olmaya çağırır.

18 Şubat 2011 Cuma

İzmir Sendikalar Birliği'nden Destek !


Kıbrıs'taki Göç yasasına hayır!

28 Ocak günü Kıbrıs'ta genel grev ile sendikalar platformu UBP hükümetinin Neo liberal saldırı paketine karşı tepkisini ortaya koymuştur. Sendikalar Platformu tarafından 2011 senesi toplumsal varoluş yılı ilan edildi. Birçok işletmede ve devlet dairesinde şu an süresiz grev vardır ve önümüzdeki günlerde yeni eylemlerle direniş devam edecektir.

Sendikaların "Göç Yasası" adını verdikleri "Kamu Çalışanlarının Aylık (Maaş - Ücret) ve Diğer Ödeneklerinin Düzenlenmesi Yasa Tasarısı bir sure önce uzun direnişlere rağmen meclisten geçirilmiştir. Yasa, kamu görevine girecek olanların aylık maaş, ücret ve diğer ödeneklerini, genel maaş kademelerini, hizmet sınıflarının ve derecelerinin maaş kademelerini, kademe ilerlemelerini, hizmet sınıfı olanların sınıfları içinde yükselmelerini ve hizmet sınıflarını değiştirmelerini, hizmet sınıfı olmayanların bulundukları kadro içinde ilerlemelerini, başka kadrolara geçmelerini ve yükselmelerini düzenliyor. Kısacası maaşların yarı yarıya düşürüldüğü ve barem artışlarının eskiye oranla ortadan kalktığı bir döneme girilmiştir. Yeni dönemde ise emeklilerden yapılan kesintiler, eklenen yeni vergiler, KDV’den alınan paranın ortadan kalkması sürdürülmekte, enflasyona göre maaş düzenlemesi anlamına gelen Eşel Mobil hakkı da ortadan kaldırılmıştır. Ögrenci burslarının yatmaması, Atatürk Öğretmen Akademisinin belirsiz konumu ve diğer taraftan Doğu Akdeniz Üniversitesinin kapatılan fakülteler ve işten atılan işçilerin muğlak durumu ile birlikte başta Telekomünikasyon ve Kooperatiflerin olmak üzere yeni özelleştirmelerin hayata geçirilme planları ve AKP hükümeti tarafından başlattırılarak el konulan Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın peşkeş çekilmesi süregelen politikalardandır. Havayollarında işten atılan işçiler ise yeni kurulan havayollarına yerleştirilmemektedirler. 

Türkiye'de sürdürülen özelleştirmeler ve çıkartılmak istenilen Torba yasasının paralel olarak Kıbrıs'ta da özelleştirilmeler ve sosyal hak gaspları uygulanmaktadır. AKP hükümeti iktidardaki UBP aralığıyla Kıbrıs'ta vahşi kapitalizmi oradaki emekçilere dayatmaktadır. İzmir Sendikalar Birliği olarak bizler Kıbrıs'taki emekçilerin mücadelesini destekliyoruz. Kıbrıs'taki ve Türkiye'deki emekçi düşmanı paketlerin hemen geri çekilmesini talep ediyoruz!
                                                                                    

                                                                                                 İzmir Sendikalar Birliği
                                                                                                             Yürütmesi


17 Şubat 2011 Perşembe

Sürekli Devrim Hareketi'nden Destek !

Kuzey Kıbrıslı emekçiler, 28 Ocak'ta gerçekleştirdikleri genel grev ve 50 bin kişilik mitingle AKP'ye "One Minüt" dediler. "Toplumsal Varoluş Mitingi" adını koydukları mitingle, Kıbrıs halkı olarak toplumsal varoluşlarına sahip çıkmak isteyen, AKP eliyle Kıbrıs halkına dayatılan neoliberal yıkım paketlerine ve Ankara'dan atanan heyetlerin Kıbrıs halkının tepesine dikilmesine dur diyen emekçilerin mesajı netti: "Ankara ne paranı, ne paketini, ne de memurunu istemiyoruz!".
Kıbrıs halkı kendi geleceğini kendisinin belirleyeceğini haykırırken, Türkiye'de düzen partilerinin ve başta AKP'nin özgürlükçü, demokrat maskelerini bir bir düşürmeye devam ediyor. Mısır'da Mübarek'i halkın sesine kulak vermeye çağıran Erdoğan, kendi hükümetinin Kuzey Kıbrıs halkına dayattığı neo-liberal, sosyal yıkım paketine ve TC'nin görevlendirdiği teknik heyetin Kuzey Kıbrıs halkının siyasi iradesini ayaklar altına almasına karşı çıkan emekçilere kulaklarını tıkıyor. "Beslemeler susun!" diye tepinip yerleri dövüyor; KKTC Cumhurbaşkanı'na, savcılarını göreve çağırdığı gibi "gereğini yapın" diyor. Tekel işçileri hakkında söylediği yalanları, Kıbrıslı emekçiler için de söylemekten geri kalmıyor. "Yunanistan'ın adada ne işi varsa biz de aynı şey için oradayız" diyerek, Kıbrıs'ta yürütülen militarist, emperyalist, sömürgeci politikaları açığa vuruyor. Diğer düzen partileri de "Kıbrıs milli davamızdır" edebiyatı yaparken, AKP'yi salt "besleme" dediği için, Kıbrıs halkını rencide ettiği için eleştiriyor. Yoksa Kıbrıs halkının, o gün genel grev yapan emekçilerin, sokağa çıkan 50 bin kişinin ne dediği umurlarında bile değil.
Bugün dayatılan neoliberal yıkım paketleri, özelleştirmeler ve Kıbrıs halkının "Göç yasası" adını verdiği tasarıyla Kuzey Kıbrıs'ın emekçiler için yaşanmaz hale getiriliyor olması, Türkiye'ye karşı yapılan eylemlerin çıkış noktası oldu. Yıllardır Kuzey Kıbrıs'ı kumarhane ekonomisine dönüştüren politikalar, Türkiye'den Kıbrıs'a yerleştirilen nüfusla adanın demografik yapısının bozulması ve 60 bin kişiye yakın ordu gücüyle ve bürokratlarla Kıbrıs halkının siyasi iradesinin bağlanması bugün Kıbrıs halkının "Toplumsal Varoluş" mücadelesi başlatmasının temel nedeni. Artık bıçak kemiğe dayanmış durumda. Kıbrıslılar geleceklerine sahip çıkmak için, Kıbrıs'ta kendi kaderlerini belirleyebilmek için sokağa indiler. Bu süreç artık geri döndürülemez.
Türkiye'den adaya yönelik çıkışlar ve saldırgan üslup ise 28 Ocak'taki eylemde açılan küfürlü pankarta bile geniş kesimlerin sahip çıkmasını beraberinde getiriyor. Kuzey Kıbrıslı emekçiler, hem Türkiye'deki emekçileri, devrimcileri, hem de Kıbrıslı Rum emekçileri dayanışmayı yükseltmeye çağırıyorlar ve 3 Mart'ta Ankara'ya daha gür bir sesle, daha büyük bir mitingle "Çek git!" demek için hazırlanıyorlar. Amaçları, neoliberal yıkım paketlerine karşı emekçilerin ortak mücadelesini büyütmek ve Kuzey Kıbrıs'ı yaşanmaz hale getiren TC devletine karşı "Kıbrıs Kıbrıslılarındır" demek.
Önümüzdeki süreçte Kıbrıs konusu Türkiye'de siyasi gündemi meşgul etmeye devam edecek. Çünkü Türkiye'de, AKP iktidarı da, her türden düzen içi muhalefeti de Kıbrıs halkının konuştuğu dilden konuşmuyor, Kıbrıs halkının derdini anlayamıyor. Kuzey Kıbrıslı kurtarıldığına inanmıyor; Türkiye'de düzen partileri hala milli dava" edebiyatından bir adım öteye gidemiyorlar. 60'larda birlikte mücadele eden Türk ve Rum emekçilerine yönelik saldırılar düzenleyen, milliyetçilik zehrini adaya zerk eden devlet beslemesi faşistler, bugün yine "Toplumsal Varoluş" mücadelesi veren Kıbrıslılara diş gösteriyorlar.
AKP bütün bu restleşmelerin üstüne, Kıbrıs'ta hiç sevilmeyen, AKP'nin hazırladığı yıkım paketlerinin yürütücüsü Teknik Heyet Başkanı Halil İbrahim Akça'yı Lefkoşa Büyükelçisi olarak atıyor. Sömürge valisinin, pardon büyükelçinin değişikliği, Kıbrıs halkının siyasi taleplerinin hiçe sayıldığını, Ankara'nın "Kıbrıs'ta benim dediğim olur" tavrını alenen gözler önüne seriyor. Cemil Çiçek Efendi boyuna Kuzey Kıbrıs'ı batmakla korkutmaya çalışıyor. Dediği aslında "bizim paketleri kabul edeceksiniz, başka çareniz yok, biz yardım etmezsek hiçsiniz", sanki Kuzey Kıbrıs'ta bugün kurulu düzenin sorumlusu Türkiyeli egemenlerin iktidarı değilmiş gibi.
Bugün Türkiye'de emekçileri torbaya koyan AKP, Kıbrıs halkını da aynı torbaya sokmaya çalışıyor. Ancak Kıbrıs halkı çareyi mücadelede görüyor. Geleceğini ellerine almak için mücadelesini yükselten Kıbrıslı emekçilerle dayanışmak da Türkiyeli işçi, emekçilerin görevi olarak önümüzde duruyor. Mücadelenin yükselmesi için Kıbrıs halkına omuz vermek zorundayız. Bugün Kıbrıs'ın kaderini Türk'üyle, Rum'uyla, Kıbrıs halkı belirleyecekediyebilirsek, kazanan biz olacağız, işçi sınıfı olacak, Kıbrıslı emekçiler olacak.

http://www.bolsevik.org/1379.htm

13 Şubat 2011 Pazar

Sosyalist Parti: KIBRIS HALKINA YAPILAN HAKARETLERİ KINIYOR, İŞÇİ VE EMEKÇİLERE YAPILAN SALDIRILARI PROTESTO EDİYORUZ!


Sosyalist Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kahya imzası ile yayınlanan açıklama şöyle:
Yunanistan’da ki askeri darbenin ardından Türkiye, 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs’a askeri çıkartma yaparak adanın kuzeyini işgal etti. Türkiye bu askeri işgal harekatını, “Kıbrıs’a barış getirmek için yaptığını” ileri sürerek “barış harekatı” olarak nitelendirdi. Ancak bu harekatla Kıbrıs’a barış gelmediği gibi askeri harekatın neticesinde ortaya çıkan işgal, giderek bir fetih siyasetine dönüştü.
Bu fetih siyaseti sonucu Kıbrıs’ın kuzeyinde bu amaç için bir valilik gibi çalışan elçilik kurumu oluşturuldu. Türkiye bununla da yetinmeyerek, Kıbrıs Ekonomi ve Planlama Müsteşarlığı adı altında, KKTC ekonomi politikasını belirleyen “Yardım Kuruluşu”nu devreye soktu ve Kıbrıs’ın kuzeyindeki idarenin Ankara’nın bir “acentesi” gibi hareket etmesi sağlandı.
Halil İbrahim Akça 2009 yılında Kıbrıs Ekonomi ve Planlama Müsteşarlığına atanarak “Yardım Kuruluşu”nun başkanlığına getirildi. Bu kuruluş, neoliberal politikaların gereği olarak, Kıbrıs’taki işçi sınıfına ve emekçilere bir saldırı mahiyetinde olan “göç yasası” adı altındaki özelleştirme paketini uygulamaya koydu. Bu uygulamaya karşı Kıbrıs’taki sendikalar 2011 yılını “Toplumsal Varoluş” yılı ilan ederek, bazı işletmeler ve devlet dairelerinde süresiz grev başlattı.
Kıbrıs’ta bu paketi uygulamaya koyduran, “torba yasası” adı altında bu günlerde Türkiye işçi sınıfına ve emekçilere saldırıya geçen AKP hükümetidir. AKP hükümetinin Kıbrıs’ta uygulatmaya çalıştığı bu politikalara karşı Kıbrıslılar, 20 bin kişinin katıldığı kitlesel bir gösteriyle tek yumruk halinde cevap vermiştir. Bu eylemde açılan bir pankartı bahane eden Başbakan Erdoğan, “orada şehitlerimiz, gazilerimiz var” diyerek yapılmak isteneni şoven hamaset söylemleriyle gizlemeye çalışırken, Kıbrıslılara “beslemeler” diye hakaret ettikten sonra, “Kıbrıs bizim için stratejik önemdedir” diyerek dilinin altında ki baklayı da ağzından çıkarmıştır.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 29. Baskısı 2009 yılında çıkan “stratejik derinlik” kitabının Kıbrıs’la ilgili bölümünde, “orada tek bir Müslüman Türk olmamış olsa bile Türkiye’nin bir Kıbrıs meselesi olmak zorundadır. Hiçbir ülke kendi hayat alanının kalbinde yer alan böyle bir adaya kayıtsız kalamaz. Nasıl üzerinde ciddi bir Türk nüfusu kalmamış olan Oniki Ada Türkiye açısından önemini korumaya devam ediyorsa (..) Türkiye de Kıbrıs ile insani unsur dışında stratejik olarak da ilgilenmek zorundadır” (syf 179) denmektedir.
Kıbrıs, 1990’lı yılların ortalarından itibaren artık jeopolitik ve jeostratejik önemi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti devletinin ilgi alanındadır.
AKP hükümeti, Kıbrıslılara ettiği hakaretin üzerine bir de büyükelçi Kaya Türkmen’i görevden alarak, yerine vekaleten halkın tepki duyduğu “Yardım Kuruluşu” başkanı Halil İbrahim Akça’yı atamıştır. Halil İbrahim Akça Kıbrıs sendikalar platformu tarafından “PERSONA NON GRATA” (istenmeyen personel)ilan edilmiştir. Türkiyeli sosyalistler olarak bizler, AKP hükümetinin Kıbrıs işçi sınıfına ve emekçilerine yönelik saldırı politikalarını protesto ederken, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının Kıbrıslılara yaptığı hakareti kınıyoruz! Sömürgeci oligarşinin bizim de omuzlarımıza bıraktığı bu utancı taşımak istemiyoruz! O nedenle SOSYALİST PARTİ olarak, Kıbrıs’ın işçi ve emekçileriyle ve demokratik güçleriyle dayanışma içinde olduğumuzun bilinmesini istiyoruz. Bilinmelidir ki; Adada barış ve birlikte yaşam, Kıbrıslıların barış, demokrasi ve kardeşlik doğrultusunda toplumsal hayatın her alanında yürütecekleri mücadele ve bu mücadele güçleriyle bizlerin gerçekleştireceği dayanışma üzerinden gelişecektir. Kıbrıslı bir dostumuzun dediği gibi, “aslında karar anı geldi, zil çaldı, yarın geç olacak, şimdi cevap zamanı!”